ORTA ÇAĞ TİYATROSU VE OYUN ELEŞTİRİSİ

0
47

ORTA ÇAĞ TİYATROSU

Tiyatrolar, her zaman döneminin izlerini taşır.  Orta Çağ’da Avrupa’nın toplumsal durumunu hepimiz aç çok biliyoruz ama yine de değinelim. Daha bir önceki yazıda antik tiyatroları incelemişken şimdi Orta Çağ tiyatrosunu inceliyor olmamız size garip gelebiliyor olabilir ancak maalesef bu iki dönem arasında maalesef “tiyatro yok”.

“Orta Çağ Avrupası” hepimizin mutlaka daha önce duyduğu ve akıllarda doğrudan olumsuz olayları canlandıran bir dönem. Avrupa’nın karanlık dönemi olarak da bilinir. Bu dönemde insanların ekonomisi, sosyal hayatları, düşünceleri; devletlerin ise  yönetim biçimleri, adalete olan yaklaşımları yalnızca ve yalnızca dine bağlıydı. Dine olan bu körü körüne bağlılık, zamanla dinin insanlar tarafından kötüye kullanılmasına sebep oldu. Cennetten arazi satıldığı bu dönemde doğal olarak özgür fikirlere ihtiyaç duyan sanat kilise tarafından yasaklanmıştı. Hatta halk arasında tiyatro “Şeytanın Kilisesi” olarak bilinirdi.

Yüzyıllar boyunca yapılamayan tiyatro, nasıl yüzyıllar sonra ortaya çıkmış ve yapılmaya başlanmıştı? Sanat, yüzyıllarca icra edilmese bile bir insan ihtiyacı olarak yine günyüzüne çıkar. Hem sanat yapma hem de sanatı izleme ihtiyacı olan toplum tiyatroya tekrardan yönelmiştir.

Kilise başlarda tiyatroyu yasaklasa da halkın yoğun isteğine şahit olur ve tiyatronun yapılmasına öncülük eder. Tabi kilisenin öncülük ettiği tiyatrolar, sanat değil de dini propaganda amacıyla yapılıyordu. Din adamlarınca yönetilen oyunlar, kiliselerde sahnelenmeye başlandı.

Kullanılabilecek herhangi bir sahne yoktu, kiliselerde oynadılar. Dönemin aydınlatması olan gaz lambalarını oyunlarda kullandılar.

Belki yaptıkları her yönüyle sanat değildi ama ilerleyen dönemlerde sanatın yapılmasına öncü oldular.

 

BAZI HAVALI TİYATRO TERİMLERİ

Aramıza yeni gelenler için hatırlatalım, bu kısımda bir oyun sonrası hangi kelimeleri sarf ederseniz -anlamlı veya anlamsız- çevrenizdeki insanları etkileyebileceğinizi anlatıyoruz.

Kafa Sesi: Diyaframla senkronize olarak kullanılan ve boğazı yormadan ses çıkartmayı amaçlayan anlatım ögesidir. Kafa sesinizi kullandığınızı, konuşurken kafatasınızın titremesiyle anlarsınız. Her oyuncu mutlaka kafa sesi kullanmalıdır.

Materyal: Sahne üstündeki küçük dekor parçaları. Örneğin; masanın üzerindeki saksı, oyuncunun elinde taşıdığı şemsiye, oyuncunun kafasına taktığı şapka gibi.

Epizot: Oyunun ayrıldığı bölümlerdir. Bölüm aralarında sahne geçişleri olur yani ışıklar kapanır, dekor, mekan, kostüm veya makyajlarda bir değişim olması gerekiyorsa değişir. (episode*)

Epizot, modern tiyatrodan önceki dönemlerde “perde” kelimesinin karşılığı olarak da kullanılırdı.

 

OYUN ELEŞTİRİSİ

SAHNE LEBLEBİ – YERALTILI (HRISTO BOYTCHEV)

İlk olarak bu oyunu çıkartan bu genç ekibi sanata olan ilgileri ve gösterdikleri emekten dolayı tebrik ediyorum.

Tekniklerini değerlendirecek olursak; dekorlarla sıradan bir ev ortamı verilmiş ve oyunda olması gereken de bu. Sahne üstünde gereksiz dekor parçaları yoktu. Ancak dekor parçalarının biraz hantal olduğunu söylemek doğru olacaktır. Işık kullanımları oldukça başarılıydı. Oyunun başındaki gece sahnesini vurgulamak için kullanılan mavi ışık ve oyun sonundaki yeraltı sahnesinde sahne merkezden aşağıya vuran renkli ışıkların kullanımı yerindeydi. Müzikler oyun içinde yerli yerinde ve isabetli kullanılmış olsa da seyirci giriş müziğini pek beğenmediğimi söyleyebilirim. Oyunla herhangi bir alakası olmayan, seyirciyi çocuk oyununa gelmiş havasına büründüren bir müzikti. Seyirci giriş müziğinin seyircinin enerjisini, seyircinin enerjisinin de oyunun aksiyonunu etkilediğini düşünen biri olarak bu hatanın önemli olduğunu düşünüyorum. Makyaj kullanımları doğru ve yerinde, abartılı makyajlar değil gerçeğe yakın makyajlar var. Kostümlerde Anibal karakteri hariç günlük kıyafetler kullanılmış ve bu kullanım doğru. Yalnız Anibal karakterinin kostümünün gereksiz karmaşık ve oyunun anlamından uzak olduğu kanısındayım. Farklı bir yerden geliyor olduğu için günümüz insanlarından tamamen farklı bir görünüm verilmek istenmiş ancak oyunun rejisine bakacak olursak iki tarafın da birbirinden çok da farklı olmadığını ve bu abartılı farklılığın gereksiz olduğunu görebiliriz.

Rejiyi değerlendirecek olursak; oyunu tek perde sergilemeyi seçmeleri göze en çarpan nokta. İkinci perdenin tamamen farklı bir yerde geçiyor olması ve bazı karakterlerin oyuna girmesi bu ekibi oyunu tek perde oynamaya itmiş olabilir. Daha önce de birçok ekip bu oyunu tek perde olarak oynadı. Oyunu hangi şartlarda çıkardıkları konusunda bilgi sahibi değilim ama yaptıkları seçimin makul olduğunu söyleyebilirim. İkinci perdenin eksikliğini gidermek için ilk perdenin sonuna epizot ekleme kararı almışlar ve bu oldukça cesur bir karar. Ancak bu epizotu oyunu daha önce okumayan, izlemeyen bir seyircinin anlamasının zor olduğunu düşünüyorum. İkinci perdenin neredeyse tamamında anlatılmak istenen şey yaşama isteğiyken eklenen epizotta gösterilen tek şey yeraltının nasıl bir yer olduğuydu. Anlam açısından oyundan çok şey götürmüş tek perde oynama kararı. Ayrıca ilk perdede para hırsının yalnızca Cleopatra karakteri üzerinden anlatılması da oyunun anlamına ters düşmüş. Vasko ve Petyo karakterlerinin paraya karşı olan tutumları daha farklı olmalıydı.

Oyunculukları değerlendirecek olursak; bireyselde çok büyük bir hata olmasa da yönetmen tercihi olarak oyun tamamen “dört duvar” içinde, seyirciye dönülmeden oynandı. Seyirciye bu kadar mesajın olduğu bir oyunu tamamen dramatik tiyatro kurallarına sadık kalarak oynamanın kritik bir reji hatası olduğunu düşünüyorum. Bireyselde ise Sonya ve Vasko karakterlerinin biraz daha sahne hakimiyetine ve baskınlığa ihtiyacı var. Özellikle Sonya gibi ilk perdenin diğerlerinden farklı tek karakterini canlandıran oyuncudan biraz daha baskınlık beklerdim. Cleopatra karakteri ise enerjisi yüksek ve oyunun iç aksiyonunu yükselten bir karakter ancak oyuncunun genel oynayışı daha çok acele ediyor gibiydi, ikisinin ayrımında sorun yaşadığını düşünüyorum.

Emeğine sağlık Sahne Leblebi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here