TİYATRO SANATININ BAŞLANGICI VE ANTİK TİYATROLAR

0
18

TİYATRO NEDİR?

Bu sorunun cevabı her çağda, her coğrafyada, her insana göre değişkenlik gösterebilir. Günümüz koşullarında ve yaşadığımız coğrafyada geçerli genel bir tanım yapacak olursak: “Sahne üstünde gerçekleştirilen, oturan seyirciler tarafından izlenen ve genelde para kazanmaktan başka amaç gütmeyen oyunların sergilendiği gösterilerdir.”.

Tiyatro; insanı, insana, insanla, insanca anlatma sanatıdır.   -Turgut Özakman

Seramoniler içteki duyguların dışarıya ifadesidir.    -Lao Tzu

Maalesef sanat yaparken para kazanmaktan başka amaç gütmeyen birçok oyun çıkıyor ülkemizde. Gişe kaygısının sanata tamamen zıt bir durum olduğunu ve bu kaygıyla çıkarılan oyunların sanat niteliği taşımadığını düşünüyorum. Sanat eserleri tabi ki sanatçısına ve sanatçılarına para kazandırmalıdır ki bu sanat devam edebilecek güce erişsin fakat eser ortaya çıkmadan cebe girecek paraların hayalleri kuruluyorsa zaten ortaya çıkan eser bir sanat eseri değildir.

Peki ya bir tiyatro oyunu nasıl olmalıdır, neyi amaçlamalıdır? Öncelikle, amaç dünya tiyatrosunun şekillendiği temel iki yönden birine hizmet etmelidir; bir duyguyu yaşatmalı veya bir düşünceyi anlatmalıdır. Oyunun türü ne olursa olsun bu yönlere hizmet edilebilir. Bunlara hizmet edilmeyen oyunları “Endüstriyel Sanat” olarak yorumluyorum.

BAZI HAVALI TİYATRO TERİMLERİ

Böyle hizmet görülmedi! Bir gün olur da etkilendiğiniz biriyle bir tiyatro oyunu izlemeye karar verirseniz, bu terimleri kullanarak onu etkileyebilirsiniz.

  • Artikülasyon: Dudak, dil, damak gibi konuşma organlarımızın birlikte çalışarak ses çıkarmasıdır. Artikülasyon bozukluğu, bu organların birinde kullanımın hatalı olması nedeniyle hatalı sesler çıkması durumudur. Bir oyuncu artikülasyon hatalarının önüne geçmelidir.
  • Diyafram: Karın boşluğunun biraz üstünde yer alan bir kastır. Nefes almada kullanılır, diyafram kasıyla nefes alıp verirken karın şişer ve iner. Diyaframdan nefes almak hem daha kontrollü hem de daha güçlü nefes almamızı sağlar. Diyafram kası zamanla geliştirilebilir.
  • Bertolt Brecht: Bir tiyatro yazarı, kuramcısı ve yönetmeni. Bir oyunu izledikten sonra alakasız bir eleştiride bile bu ismi bir cümlenin arasında söylediğinizde çok havalı duracağınızdan eminim. “Aaaabi adamın adı bile havalı yaa!”

Örneğin:  “Bertolt Brecht bu oyunda sahneye çıksaydı diyaframınından faydalanır, harika artikülasyonuyla hepimizi büyülerdi.”

DÜNYA TİYATRO TARİHi

TİYATRONUN DOĞUŞU

BİR MAĞARA (~M.Ö 200.000-300.000)

Bilim adamlarınca Dünya üzerinde yaşayan ilk insan tahminen M.Ö 300.000 yıllarında yaşadı.  Tiyatro da insanlıkla hemen hemen aynı zamanda doğmuştur diyebiliriz. Henüz dillerin bile bulunmadığı zamanlarda insanlar beden hareketleriyle birbirleriyle anlaşıyorlardı. Bu hareketler zamanla gösteriye dönüştü şenliklerde, dini törenlerde kendine yer bulmaya başladı. Bu etkinliklerde yer bulmaya başlaması demek; bu gösteriler üzerine çalışmalar yapılması,  gösterilere hazırlanılması gibi anlamlara geliyordu.

O gün dışarıda bir hayvanı vuran mağara reisi mağarasına döndüğünde hayvanı nasıl vurduğunu anlatma ihtiyacı duydu ve tiyatro o günden sonra hep bir şeyler anlatmak için kullanıldı.

ANTİK YUNAN VE ANTİK ROMA TİYATROLARI

ANTİK TİYATROLAR (~M.Ö 7000)

Tiyatroların artık hatrı sayılır kitlelere ve emeğe başladığı ilk dönem Antik Yunan dönemidir. Yunan mitolojisindeki şarap ve bereket tanrısı olan Dionysos adına verilen şenliklerde şarkılı oyunlar yapılırdı. Şenliğin düzenli olarak yapılması, gösterilerin her sene biraz daha üstüne koymasını sağladı. Zamanla Dionysos şenlikleri sınırlarını aşan gösteriler, M.Ö 5. yüzyılda Atina’da “Tiyatro Şenlikleri” düzenlendi  ve  bu şenliklerde tiyatro ödülleri dağıtılmaya başlandı.

Tragedya ve komedya türlerinde oyunlar oynanıyordu. Oyunlar oynanmaya devam ettikçe bunun üzerine kafa yoran insanlar ortaya çıkmaya başladı. M.Ö 4. yüzyılda Aristoteles, Poetika eserinde başta şiir ve tiyatro olmak üzere sanata olan bakış açısını yazdı ve bu aynı zamanda tarihte yazılan ilk “sanat kitabı” oldu. Tiyatroda yüzyıllar boyunca Poetika temel alındı, ara ara Aristoteles’in yazdıklarının dışında da denemeler oldu. Tiyatro kuramcıları hep Aristoteles’in yazdıklarını geliştirmek yoluna gitti. Ancak yukarıda adı geçen Bertolt Brecht’in epik tiyatro kuramı, Aristoteles’in temelini attığı dramatik tiyatroya karşı atılmış en büyük adım oldu.

Oyunlar ilk olarak yükseltilerde sergilenir, izleyiciler tarafından çevrelenirdi. İlerleyen süreçte gelişen tiyatroyla günümüze yakın bir sahne ihtiyacı ortaya çıktı ve Antik tiyatrolar inşa edildi. Ancak Yunanlar bu konuda çok başarılı değildi. Romalılar mimaride çok daha başarılıydı ve dönemin tiyatrosuna yaptığı en büyük katkı inşa ettikleri antik tiyatrolardır.

Aspendos Antik Tiyatrosu, Antalya.

M.Ö 2. Yüzyılda Romalılar tarafından inşa edilmiştir.

Dönemin oyunculuklarında en önemli nokta kostümlerdir. Çok geniş alanda oynanan oyunlarda ses duyurmanın, jest ve mimikleri belli etmenin çok sayıda zorluğu vardı. Oyuncular bağırarak oynar, abartılı jestlerde bulunurdu. Mimik için ise çözümü ruh hallerini temsil edecek maskeler takmakta buldular. Günümüzde tiyatro simgesi olarak bildiğimiz ağlayan ve gülen yüzler bu maskelerden gelmektedir.

 

Bu tiyatro kültürünün Roma’ya taşınması ise esir düşen Yunan askerler sayesinde oldu. Antik Yunan tiyatrosuna yeni bir katkıda bulunamadılar, yenilik olarak yalnızca üstün mimari bilgileriyle tiyatro alanları inşa ettiler.

Romalılar, tiyatroya önemli bir eser kazandıramamıştır.

Antik Yunan tiyatrosuna ait en önemli eserler olarak ise:

  • Aristoles – Poetika
  • Aristophanes – Eşekarıları
  • Sophokles – Electra
  • Euripides – Medea

gösterilebilir.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here